öldürmüş ve Çepniler’in elindeki tuzakları kurtardıktan sonra geri dönüp Vakfıkebir’deki Büyük Liman’da birkaç gün kalmıştır.Daha önce gönderilen 600 kadar yaya askere gelince onlar,Kotzanta (Kürtün yöresi,Suma Kalesi)yöresine bir akın düzenleyip yakıp yıkmışlar ve adam öldürmüşler,dönüşte kendilerini kovalayan Türklerle de kıyıya varıncaya kadar dövüşmüşler ve bu yüzden Türklerden birçokları ölmüşlerdir.Onlardan 42 kişi ölmüş Türklerden ise erkek,kadın ve çocuk olmak üzere 100’den fazla insan hayatını kaybetmiştir.

                     Görüldüğü üzere imparator Çepnilere karşı bir öç alma seferi düzenlemiş ve onların elindeki bazı tutsakları kurtarmıştır.Anlaşılacağı gibi Çepniler muhtemelen 14.yy da kuzeye doğru ilerleyerek Kürtün yöresine ve ona komşu yerlere gelip oraları kışlak yapmışlar, yazın da kuzeydeki yeşil dağlara çıkmışlardır.Onlar ertesi yy.da kuzey ve kuzey batıya doğru ilerlemelerini sürdüreceklerdir.

                      Ordu bölgesini fethederek Bayramlı Beyliği’ni kuran Bayram Bey’in torunu ve Hacı Emir Bey’in oğlu Süleyman Bey’de 1397’lerde Giresun’u fethetmişlerdir.15. yy başlarında kuvvetli olan bu beyliğin ne zaman ve nasıl ortadan kalktığı bilinmemektedir.

                      Çepniler 14.yüzyıldan itibaren bu yöreye gelip orayı yurt edinmişlerdir.Bu yurtları Kuzey Karadeniz’e kadar ulaşmıştır. Çepniler Kürtün’den hareket ederek Hurşit vadisi yolu ile Karadeniz’e erişmişler ve bu vadinin iki yanındaki toprakları yurt edinmişlerdir. Doğu Karadeniz bölgesine yaylalardan geçitlerden ve Harşit vadisinden inen Türkmenlerin olduğunu belirten Osman Turan da Şarki Karadeniz bölgesine yaylalardan gecitlerden ve Harşit vadisinden inen Türkmenler mevcut olmakla beraber bu havali daha ziyade Samsun’dan itibaren sahili takip eden Oğuz Çepni  boyu tarafından Türkleştirilmiş Canik bölgesine adını veren Hıristiyan Çan kavmi tedricen kaybolmuştur.

Türkmenler 1302’de Giresun’a kadar ilerlemiş ve bir takım küçük beylikler  kurmuşlardır

Demek suretiyle yukarıdaki görüşü paylaşmaktadır.

                      14.yüzyılın ilk yarısında Yukarı Kelkit vadisinde  de kalabalık bir Çepni kümesinin yaşadığı ve bu Çepnilerin 1348 yılında Erzincan hakimi Ahi Ayna Bey  Bayburt Valisi Mehmed  Akkoyunlu Tur Ali Bey  Doğu Suriye Türkmen reislerinden Bozdoğan Bey’in Trabzon’a düzenledikleri sefere katıldıkları ve şehri üç gün kuşattıktan sonra alamayarak geri döndükleri görülmektedir.

1404 yılında Trabzon’dan Erzincan’a giden İspanyol Elcisi Ruy Gonzalesde Clavijo(Klaviyo)Zegan (Zıgana) kalesi ile buradan Erzincan Türk Beyliği arasındaki yerlerin “Kabasitan”lı derebeyler elinde olduğunu “Çabanlı(Çepni) Türklerinin bunlarla savaşıp yıldırdığı bilinmektedir.

                     Yine Klaviyo’nun “Bu dağların ve kalelerin hakimi olan Kabasika bize nasıl yaşadığını anlatmaya başladı. Kendisi bu çıplak yerlerde ömür sürermiş. Bu havali şimdilik(Tümer’ün korkusundan)sükûn içinde yaşamakta ise de daima(Bayburt-Ovası batısında Sinür köyünde ocakları bulunan Bayundulu/Akkoyunlu ve Kelkit başları ile Kürtün bölgesi kuzeyinde ve Alucra’daki (Çepnülü)Türklerin taarruzuna uğramış Ertesi (2Mayıs) gün öğleden sonra yine Kabasika’ya ait bir kaleye vardık.Buradakiler de gelip bizden para aldılar(Zegana’dan beri dört yerde)Yolumuza devam ettik.

Öğleden sonra bir vadiye vardık.Orada Çabanlı(Çepnilü)Türklerin ait bir kale (Gümüşhane ile Kelkit ilçe merkezi arasında ve tam orta yerde Ulu Kal’a bulunduğunu anladık.

Kabasika ve bu Türkler arasında harp vaziyeti devam ettiğinden Kabasika’nın adamları bize bir müddet duraklamayı ihtar ederek keşfe çıktılar şeklindeki açıklamaları dan da anlaşıldığı gibi 1405 tarihinde Çepni nüfus bölgesi Gümüşhane’ye kadar uzanmaktadır.

                      14. yüzyılın ortalarına doğru ise Çepnilerin kuzeye doğru ilerleyerek Harşit çayı çevresinde yurt tuttukları kışlaklarını yukarı Harşit’te kurmuş oldukları görülüyor.

                     15.yüzyıldaki Bizans müverrihlerinden Halkokondil Trabzon’un doğusundan Amasra’ya kadar bütün Karadeniz kıyılarında Çepnilerin oturduğu bildiriyor.

                      Fatih Sultan Mehmet tarafından 1461’de Trabzon alındıktan sonra Görele Tirebolu Bedreme ve Giresun kaleleri de fethedilerek Canik yolu ile Tokat’a ulaşılmıştır.Daha sonraki yılarda da doğuda Gürcistan sınırındaki kalelerle Gümüşhane-Trabzon arasındaki Torul yöresi alınmış ve Trabzon’un fethi tamamlanmıştır.

                     Osmanlıların Trabzon’u fetihleriyle bölgedeki Türkleştirme hareketinin hız kazandığı muhakkaktır.Ayrıca Osmanlılardan çok önce Kürtün-Dereli –Giresun-Tirebolu-Eynesil arasıdaki kırsal kesime hakim olan Çepni beylerinin fetihte Osmanlılara yardım ettikleri elde edilen başarılarda rol oynadıkları fetihten sonra Osmanlı Devleti’nin bunların hemen hepsine zeamet ve tımar gibi dirlikler vererek onları hizmetine almasından anlaşılmaktadır.Ayrıca Çepni halkının büyük bir kısmı müsellem olarak hizmette alınmış cami ve zaviyelerde görevlendirerek vergiden muaf olmuşlardır.Halkın geri kalanının ekseriyeti de muafin(vergiden affolunmuşlar)sayılmıştır.

                     15. yüzyılın ikinci yarısında tamamen yerleşik hayata gecen Çepniler köylerde   oturmaktadırlar. Bu bölge deki köyler arasında hiçbir Hıristiyan köyü yoktur.

Hıristiyanlar kıyılardaki  Giresun-Tirebolu-ve Görele kalelerinde yaşamaktadırlar.

Bu yüzyılda köylerde oturan Çepnilerin darı ektikleri bal  istihsal ettikleri meyve yetiştirdikleri köylerin çoğunda doğan şahin atmaca yuvalarının bulunduğu palazlanan yavruların satılması suretiyle gelir elde edildiği ve bu gelirlerden devlete vergi ödendiği ilk zamanlarda köylerde fazla koyun bulunmadığı ancak sonraları bir çok köyün koyun vergisi de ödediği otuz yıl kadar sonra buğday ekilmeye başlandığı verilen bilgiler arasındadır.

                    Mahmut Goloğlu ise Trabzon Tarihi adlı eserinde Laz-Çepni çatışmasının asıl sebebinin ayanlar olduğunu on sekizinci yüzyılın ilk yarısında şehir kasaba ve köylerde halka baskı yaparak devlet otoritesini kıran ve derebeyi durumuna gelen birbirlerini çekemeyip aralarındaki yarışmayı silahlı çatışma dercesine çeviren ayanlardan bazılarının Trabzon bölgesinde bulunduğunu ve Trabzon’un doğusundaki bu tür ayanların Lazlara batısındakilerin de Çepnilere dayandırdıklarını her ikisi de  aynı boyun çocukları olan bu iki zümreyi birbirine karşı kullandıklarını belirtiyor ve bunun sona erdirilişini şöyle anlatıyor:

                    “Lazlarla Çepniler arasındaki geçimsizlik oldukça eski idi.Gerek Çepni gerekse Laz ağaları  bölgelerinde bağımsız gibi yaşarlardı.Onlardan yana olanlar da ağarlından başka devlet adamı ve ağa konaklarından başka  hükümet dairesi tanımazlardı.Derebeylerinin özel askeri birlikleri bile vardı.Meselâ Tirebolu’daki bir derebeyi,silahlı adamlarını Trabzon Hükümetinin gözü önünde şehirden geçirip Rize’de Tuzcuzade ya da Lazistan’da  Pansazade  ailelerine karşı savaşa götürürdü.Ve ağaların hükümet gözündeki değerleri,bu çatışmalardaki başarı derecelerine göre idi.Gücünü ıspatlayan ağayı hükümet kendine kazanmak ister ve ona mesela (kapıcıbaşılık) gibi rütbe ve görevler verilirdi.

                     İşte Trabzon bu durumda iken,yaklaşık olarak 1938’de (Çeteci Abdullah Paşa)Trabzon Valiliğine getirildi.Trabzon’a gelir gelmez Laz-Çepni mücadelesine el koydu ve kısa sürede taraflar arasındaki çatışmayı bastırdı.

                    Tirebolu’lu (Hüseyin Avni)Alpaslan “Trabzon Eli Laz mı?”Türk mü?” adı eserinin” Trabzon Tigresindeki Türkler Nice Türedi” adlı bölümünde Şakir Şevketin Trabzon tarihinden şu bilgileri aktarıyor:

                     “İkinci Mehmet Han Trabzon tigresini   ülkesine kattıktan sonra ovadan yüzbin Çepni Türkü geldi.Trabzon tigresine yerleşti.Bu Çepniler, ilk önce Türkeli’nden (Türkistandan)İran toprağına göçmüş!Kızılbaşlığı örenmiş!Bunlardan,İran’da tek durmamış!Uslu oturmamış!?Bundan ötürü Hanları,bunları elinde istememiş!Bunlarda, Anadolu’ya geçmiş.

                     Anadolu’ya geçen Çepnilerden yüzbin kişi daha çoğu Giresun,Tirebolu,Görele, Büyük Liman’da bulunmak üzere,Trabzon tigresine  yerleşmiş!?Birtakımı da batıya doğru yürümiş!Balıkesir,İzmir,yanlarına yayılmış!İzmit’tekiler yerli Türklere karışmış,Çepnilikden  çıkmış!Ancak Balıkesir İzmir tigresindeki Çepniler,Çepniliklerini korumuş!?

 

Geri             Devamı